0 380 512 32 22
cardio

Sporda Sağlık 2

Hipokratik yaklaşıma göre sağlık ve iyilik hali, insanın çevresindeki ısı, toprak, yiyecekler ile kendisine ait olan yeme-içme alışkanlıkları, cinsel yaşam, çalışma ortamı gibi bir dizi özel şartlar arasındaki dengeden oluşmaktadır. İnsanın çevresi ile etkileşimine bağlı olarak kurulan iç dengesi dört sıvı ile (kan, balgam, sarı safra ve siyah safra) kendini göstermektedir. Bu ilişkiye çok daha önceki dönemde doğuda gelişen geleneksel Çin tıbbında da rastlanmaktadır.

Çin düşüncesine göre insan vücudu birbirini tamamlayan ve çevre ile dinamik denge içinde bulunan bir dizi sistemden oluşmaktadır. Kötü beslenme, yetersiz uyku, yetersiz hareket ve aile içi, toplum içi huzursuzluklar dengeyi bozmakta, hastalıklara neden olmaktadır.

İnsanlık tarihindeki bu bilgilerin bunca geçmişi bulunmasına rağmen özellikle son birkaç yüzyıl içerisinde dünyayı, yaşamı ve insanları açıklama çabalarında mekanik bir yaklaşım egemen olmuştur. Pozitif bilimlerin önem kazanmasıyla evren, tüm canlılar ve insan vücudu bir makina gibi ele alınmış, işleyiş mekanizmaları matematik kuralları ile açıklanmaya çalışılmış, insanın çevresi, zihni ve bedeni ile olan bütünlüğü göz ardı edilmiştir. Başka bir deyişle hastalıklar bir tür makine olan insan vücudunda makinenin arıza yapması, hekimin görevi de bu makineyi tamir etmek olarak algılanmaya başlanmıştır.

Çağdaş filozoflardan Foucault’ya göre modern tıbbın en büyük yanılgısı insan vücudunu, dokularını ve hücrelerini incelerken üç boyutlu olarak ele almasıdır.

Bugün artık insan sağlığı ile hastalıkları açıklamada biyolojik ve mekanik yaklaşımın çok yetersiz kaldığı, sağlıkla ilgili neden-sonuç ilişkilerinde matematiksel modellerin işe yaramadığı bilinmektedir. Halen egemen olan Galilean yaklaşıma göre bile neden-sonuç ilişkisini çok basit olarak en az dört farklı biçimde ele almak gerekmektedir. Buna göre bir neden için gereklilik ve yeterlilik söz konusudur. Oysa bir sonucun ortaya çıkması için bir neden (1) hem gerekli hem de yeterli, (2) gerekli ama yetersiz, (3) gereksiz ama yeterli, (4) hem gereksiz, hem de yetersiz olabilir. Hastalık oluşumu için (1)’e uygun olarak hem yeterli, hem de gerekli nedenleri bugünkü tıp bilimi ne yazık ki, kolaylıkla bulamamaktadır.

Neden-sonuç ilişkisinin göreceli olarak en kesin olduğu enfeksiyon hastalıklarında bile, enfeksiyon etkeninin vücutta bulunması her zaman hastalığa neden olmamaktadır. Etkenin neden olduğu hastalığın ortaya çıkması için kişinin bağışıklık durumunun ve bunu etkileyen beslenme durumunun önemi vardır. Öte yandan örneğin beslenme durumu kişinin ekonomik ve eğitim durumu ile ve eğitimi ile yakından ilişkilidir.

Tıp bilimi açısından umutsuz olan ve ölmesi beklenen bazı kanser vakalarının yaşamayı sürdürmesini, bilimsel olarak kurtarılmış kişilerin ise aniden ölmesini açıklamak hayli zordur.

Son yıllarda önemli bir sağlık sorunu haline gelmiş olan kalp-damar hastalıklarının temelinde yüksek kan basıncı, aşırı kilo, yüksek serum kolesterolü, sigara içme alışkanlığı ve fizik egzersiz eksikliği gibi çeşitli etkenlerin bulunduğu gösterilmiştir.

ABD’de yapılan 9 yıllık bir izlem araştırmasında tüm nedenlerden dolayı olan ölümlerin sigara içme, alkol alımı, fiziksel aktivite eksikliği, aşırı kilo ve günde 8 saatten daha az uyku gibi yaşam biçimleri ile yakından ilişkili olduğu saptanmıştır. Aynı araştırmada ölümlülük ile sosyal bağların yaygınlığı ve bu bağların niteliği arasında da önemli ilişki bulunmuştur.

Tüm bu bulgu, bilgi ve gözlemler sağlık ve hastalık kavramlarının çok değişkenli sosyoekonomik konular olduğunun kanıtıdır. İlk kez 19. Yüzyıl ortalarında ortaya atılan tıbbın sosyal bir bilim sayılması gerçeği artık daha çok taraftar bulmakta ve sağlık konularına bakış açısı değişmektedir.

Bugün yaygın olarak kullanılan sağlık tanımı Dünya Sağlık Örgütü kuruluş yasasında yer alan tanımdır. Buna göre ‘sağlık, sadece hastalık ve sakatlık halinin olmayışı değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir’.

admin

0comments

29 Tem, 2015

Comments